25 Ağustos 2016 Perşembe

Ortahisar

 Kapadokya'nın en önemli köylerinden biri olan Ortahisar, bölgenin tam kalbinde yer alır. Nevşehir – Ürgüp – Göreme arasında, Nevşehir'e 10 km, Ürgüp'e 6 km uzaklıkta yer alan Ortahisar, kalesi, eşsiz vadileri ve vadilere dağılmış gizli kiliseleri ile Kapadokya bölgesinin en ilginç yerleşim yerlerinden biridir. Köyün simgesi Ortahisar Kalesi tarihte hem stratejik hem de yerleşim amaçlı kullanılmıştır. 90 mt yüksekliğindeki kalenin eteklerinde Kapadokya'nın karakteristik sivil mimari örnekleri bulunur. Ortahisar çevresindeki vadilerde de son derece ilginç manastır ve kiliselere rastlamak mümkündür.

 1071 Malazgirt zaferinden sonra Orta Asya'dan Anadolu'ya Türk göçlerinin başlamasıyla birlikte Özbek Türklerinden olan Hide Dede ve sekiz kardeşi Horasan'dan gelerek (takriben 1235 yılında) kale etrafına oyulmuş mekanları geliştirerek kendilerine dokuz ayrı mekan inşa ederek kasabaya yerleşmişler ve kasabayı geliştirmeye başlamışlardır. Günümüzde kasaba nüfusunun büyük çoğunluğunu bu Horasan'dan Anadolu'ya göçüp gelen ailenin torunları oluşturmaktadır.

 Ortahisar, fiziki ve doğal güzellikleri bakımından bölgenin genel özelliklerine sahiptir. Dünyada eşine rastlanmayan doğal ouşmuş yüksek kaleleri (dev peribacaları) Ortahisar'ı yörede daha da özel kılar. Kasaba, üç tarafı derelerle çevrili vadinin birleştiği bir platoda bulunur. Doğuda Güllübağ deresi, güney ve güneybatı istikametinde devam eden Balkan Deresi, kuzey ve kuzeybatıya uzanan Selimbağ Derelerinin kesiştiği bir platoda kurulmuştur. Platonun ortasında kasabaya adını veren ve bir zamanlar güvenlik içgüdüsü ile ikamet edildiği belli olan, bu nedenler “Hisar”  diye adlandırılan büyük tüf kaya kitlesi, yani “Ortahisar kalesi” yer alır. Kale dev bir peribacasıdır ve bölgenin en büyü peri bacası olarak da büyük önem taşır.
Ortahisar


 Korunma ve askeri fonksiyonların önem taşıdığı devirlerde üç yanı sarp vadilerle çevrili bulunan kalenin hem yerleşim hem de sığınma amaçlı kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Kasabada yerleşim ilk olarak kalelerde başlamış, kasabanın nüfusu arttıkça yeni meskenler yapılarak kaleyi çevreleyen yamaçlardan aşağıya doğru gelişme göstermiştir.

 Ortahisar kasabasını üç yönden çevreleyen dereler bir taraftan kasabanın fiziki gelişmesine engel olsa da öte yandan bu küçük vadiler kasabaya kendine özgü bir güellik katmıştır. Balkan Vadisi, yaz aylarında suyun çekilmesiyle  gezinti yapmaya uygun yerlerden birisidir.  Dere boyunca uzanan yamaçlarda yer yer görülen eski mesken kalıntıları ve güvercinlikleri seyrederek yapılan yürüyüşler insana ayrı bir huzur verir. Güvercinliklerden gelen güvercin ötüş ve kanat sesleri ile oluşan koro insanı farklı bir aleme götürür.

 İshak Kalesi
 Merkezdeki Ortahisar kalesi kadar yüksek olmasa da genişliği diğerinden fazladır. Kuzey cepheden 45 mt, güney cepheden 66 mt yükseklikte olup kalenin çapı yaklaşık 80 metredir. Bu kaleler doğal olarak kendiliğinden oluşmuş büyükçe bir tüf kaya kitlesidir. Rivayete göre, Fatih'in ordu komutanlarından İshak Paşa, Aksaray ve Kilikya üzerine ordusu ile birlikte yürürken bir süre bu kalede kalmış. Paşa'ya ithafen “İshak Kalesi1 denmiş, zamanla halkın diline “Sak kalesi” şeklinde yerleşmiş. Dünyada bir benzeri daha bulunmayan bu kaleler hangi isimle anılırsa anılsın, birer doğa harikası olduğunu her gören belirtmektedir.

 Hallaç Deresi Manastırı (St. Paul Kilisesi)
 Hallaç Manastır ve Kilisesi, Ortahisar Kasabasının kuzeyinde, 1 km mesafede bulunmaktadır. Kilisenin bulunduğu vadinin adı ile anılan bu kilise geniş ve yüksek kaya grubunun içi oyularak yapılmıştır.  Manastır ve kilisesi Kapadokya'da çok örneği bulunan bir plana sahip olmakla birlikte kilise ve manastırın içersinde bulunan sütun ve kaya yontma yöntemi  ile inşaası esnasında bırakılan kabartma figürlerle farklı bir mimari özelliğe sahiptir. Kilisede bulunan sütunların bitim noktasında gönye burun ve eşkenar üçgenler kabartma olarak bırakılmıştır. Kapadokya yöresinde bulunan diğer kiliselerde rastlanmayan bu tip mimari tarz bu kiliseyi diğer kiliselerden ayıran en önemli özellik olarak göze çarpar.

 Kilise etrafında yer alan diğer yapılarla değerlendirildiğinde bir manastır külliyesi olduğu anlaşılmaktadır. Yapılar, üstü açık doğal avlu etrafında üç taraftan kaya içersine oyularak yapılmış salon veya odalardan oluşur. Ortadan tek kubbeli ve kapalı Yunan Haçı planlı yapının üç apsisi bulunmakta, apsisin sağına düşen kısımda küçük bir niş, nişin ortasında bir oturma yeri vardır. Kilisenin güney tarafında kiliseye bitişik bir de mezar şapeli bulunur. 1960'lı yıllarda avlunun orta kısmındaki sütunlu mekanın giriş kısmındaki kayada kabartma olarak bırakılmış bir yılan figürü bulunmaktaydı. O nedenle buranın bir şifahane (hastane) olduğu düşünülürdü. Ancak aradan geçen yıllar içinde doğal etkenler sonucunda kayalar hızla yıprandığından yılan figürü fark edilmez olmuştur. Kilise, manastır ve onlara bağlı diğer mekanların birlikte incelenmesi buranın 10. yüzyıl sonu ile 11. yüzyılın ilk yarısında yapılmış olduğunu düşündürmektedir.

 Sütunlu Kilise

 Ortahisar kasabasının 3 km. Kuzeyinde “Mısır Ören Deresi” adıyla anılan vadinin bitimindedir. Bu kiliseye ulaşmak için Göreme yolundan önce eski Çavuşin yoluna sapılır. 100 mt ileriden sağa ayrılan patika ağ yolu takip edilir. Bu yol ilerledikçe erozyon aşındırmasıyla oluşan dik ve dar geçitlerden vadi zeminine ulaşılır. Vadi zemininde yol sağ ve sol olmak üzere ikiye ayrılır. Sola dönülerek, bahçe kenarlarında bulunan ince patika yoldan gidildiği gibi doğal olarak oluşmuş su savakları (doğal oluşmuş su yolları) içinden geçilerek de ulaşılır.

 Kilise 8.90 mt uzunluk, 6.50 mt eninde haç planlıdır. Kubbesinde dört melek için yapılmış nişler vardır. Sade kırmızı renkle çizilmiş geometrik figürler dışında resim bulunmamaktadır. Kilisenin sunak kısmında kabartma olarak bırakılmış “Betlehem” sütunları ile değişik bir yapı tarzıdır. Bu kiliseden önce aynı kayalığa oyulmuş başka bir kilisenin bulunduğu, muhtemelen yıldırım isabet etmesi sonucu kayanın dereye yıkılmasıyla birlikte yıkıldığı daha sonra bu kilisenin aynı kayaya sonradan yapılmış olduğu, evvelki klisenin kısmen sağlam kalabilen sunak kısmından anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu kilisenin tarihlenmesinde  baz alınacak bölüm bu kısım olmalıdır. Bu kilisenin civarında  yerleşim yerleri, mezarlık şapeli ve diğer yapıların bulunması buranın da bir manastır kilisesi olduğunu düşündürmektedir. Göreme civarındaki kiliselerle benzerliği bulunmakla birlikte, yapının işçiliğinde gösterilen özen bu kiliseyi diğerlerinden ayırır. İlk bölümün M.S. 10. yüzyılda yapıldığını, süslemelerini yapmaya fırsat bulamadan terk edilmiş olması muhtemel yeni bölümün ise Göreme çevresinde bulunan bu tür kiliseler gibi M.S. 11. yüzyl sonunda yapıldığını düşündürmektedir.

 Ali Reis Kilisesi (Azize Nino Kilisesi)

 Ortahisar ve çevresi hakkında yayınlanmış kitapların çoğunda “Anonim Kilise” olarak aadı geçen Ali Reis Kilisesi, bu ismi içinde bulunduğu sokaktan almaktaadır.  Kilise, Ortahisar sakinlerinden bir kişinin evinin içinde buunur. Halen samanlık olarak kullanılmaktadır. Yanına sonradan yapılmış bir odanın buunduğu kilise piramidal bir kayabiçersine oyularak iki katlı yapılmıştır, ikinci kat muhtemelen sığınak görevi görmektedir.  Ali Reis Kilisesinin mimarisi serbest Yunan Haçı planlıdır. Merkez kubbesinin oval üst kısmı delinmiş, ahşapla kapatılmıştır.  Muhtemelen ikinci kattaki  küçük bölüme  bu delikten çıkılmaktadır. Büyük ebatta resmedimiş Yunan haçının yan kolları üzeri beşik tonozlarla  örtülmüştür. Kiliseye giriş haçın güney kolundan sonradan açıldığı anlaşılan kapıdan yapılmaktadır. Tek apsisli olup arsis at nalı şeklindedir.

 Kilisenin kubbesinde Hz. İsa ve Hz. Meryem, iki baş melek arasında dua eder pozisyonda görülür. Kilisenin batı duvarında imparator kıyafetli baş melek büyük boyda, kuzey duvarda, çok silik olsa da muhtemelen Deissis sahnesi resmedilmiştir. Kilisenin batı duvarına resmedilen imparator kıyafetli iki baş melekten sağda olanın Rafael, solda olanın ise Uriel olduğu altında bulunan yazılardan anlaşılmaktadır.

 Cambazlı Kilise (Sarıca Kilise)

 Bulunduğu mahallenin adını alan bu kilise koni biçimindeki bir kayanın içine oyularak yapılmış mimarisi kubbeli haç şemalıdır. Girişi dere yatağına bakan güney cephesindedir. Fonksiyonu tamamlayan diğer yapılarla değerlendirildiğinde bu kilisenin bir manastır kilisesi olması kuvvetle muhtemeldir. Kilisenin oyulduğu kayalıkların alt kısımlarında çok sayıda başka mekanların bulunması da bu düşünceyi destekler. Cambazlı kiliseyi ilk olarak Nicole Thiry detyalı bir şekilde incelemiş ve dünyaya tanıtmıştır.

 Kilisenin esas mekanı altta taş üzerine kırmızı nakışlar, üstte sıva üzerine boyalı resimler olmak üzere iki çeşit süsleme ile kaplıdır. Boyalı resimler halen yarım kubbelerde ve cephelerinde sağlam durumdadır. Merkezi kubbenin içinde ve giriş holune geçişteki kemer içinde bulunan resimler yer yer dökülmüştür.  Dökülen sıva ile birlikte kaybolan resimlerin altında muhtemelen daha evvelki  tarihte yapılmış çeşitli süslemeler, yalın duvara yapılmış olan boyalı madalyonlar, Malta haçı tasvirleri ve desenli geometrik süslemeler görülmektedir. Boyalı resimler, ikonografik tasvirler ve haç ile orta apsis içinde Hz. İsa, yan apsislerde Hz. Meryem ve diğer aziz tasvirleri ile vahiy ve ziyaret sahneleri bulunmaktadır.

 Tavşanlı Kilise

 Tek sahanlı bazilika planlıdır. Sahan dar bir korniş üzerine oturan beşik tonuzla örtülüdür. Güney ve kuzey duvarları 5.20 mt unuluğundadır. Bunların üzerinde 75 – 80 cm genişlik ve 25 cm derinlikte üçer niş karşılıklı olarak dizilidir. Hâlen yıkık olan ve girişin bulunduğu batı duvarı 3.65 mt ve doğu duvarı 4.20 mt genişliğindedir. Apsis 2 mt  genişlik ve 2.1 mt derinlikte at nalı planlıdır. Arka ve yan duvarlarında dikdörtgen ve yarım daire planlı nişler mevcuttur. Bu nişler 35 cm genişlik ve 30 cm derinlik ve zeminden 60 cm yüksektedir.  Başka kiliselerde emsali bulunmayan bu nişler, genellikle tek apsisli kiliselerde bulunur ve dini seramoni sırsında kullanıldığı sanılmaktadır. Apsisin yarım kubbesi tonoz yüzeyi ve tonoz aynası altta yer yer seçilebilen, taş üzerine kırmızı boyalı geometrik desenler, üstte sıva üzerine boyalı tasvirler olmak üzere iki çeşit süsleme ile kaplıdır. Duvarların alt kısmı ve nişlerin içlerinde bu tasvirlerşn ancak izleri seçilebilmektedir. Tonozun iç yüzü uzun dikdörtgen bordürlere bölünerek Pancarlık Kilisede olduğu gibi uzun hikayeleri konu alan bol figürlü ikonografik boyanmıştır.

Pancarlık Kilisesi (St. Teodora Kilisesi)

 Pancarlık kilisesine St. Teodora Kilisesi de denmektedir. Ortahisar kasabasının güney doğusunda kasabaya 4 km mesafededir. Bu kiliseye üzengi vadisi yolu veya Ürgüp – Mustafapaşa yolu üzerinden ulaşılabilir.

 Fazla sivri olmayan yaygın bir kayaya kilise oyulmuştur. Aynı kayalığın uzantısında aynı yöntemle yapılmış, tek sahanlıklı bazlikal plan şemasında küçük bir şapel ve kilisenin bulunduğu tepenin eteğinde tek veya çift kaideye oyulmuş pek çok mekan mevcuttur. Kilisenin yapımı esnasında kaya yontma tekniği ile bırakılmış kabartma ve oyma madalyonlar bulunur. Bu madalyonlarda iç içe ilmiklenmiş daireli figürler, süslemeli resimler ve etrafı bantlarla çevrilmiş madalyonlar ikonografik yöntemlerle boyanmıştır. Kilisenin süslemelerinde kullanılan boyalara bakılırsa erken dönemin özellikleri burada da görülür.  Mevcut resimler alçı sıva üzerine yapılmış olmakla beraber, nem nedeniyle yer yer dökülen sıvalardan önceki dönemde yalın duvara sade kırmızı renk boya ile çeşitli geometrik şekillerin yapıldığı görülür. Apsis içinde ortada tahta oturmuş Hz. İsa tasviri ve etrafında çerçeve halinde figür ve diğer tasvirler yapılmıştır. Bu kilisenin resimleri sarı, kırmızı, turuncu, yeşil, mor ve toprak kırmızısı renklerden oluşmakta olup boyalar canlılıklarını hâlâ muhafaza etmektedirler.  Kilisenin cephesinde yer alan kitabede bu kilisenin St. Theodore'a ithaf edildiği yazılıdır, ama tarih verilmemektedir. Ayrıca kilisenin iç kısmında korniş üzerine boya ile yazılmış kitabeler o kiliseye defnedilmiş ulu kişilerle ilgilidir. Orada da tarih yoktur. Bu kilisenin yapım tarihi değişik kaynaklarda farklı verilmekteyse de Kültür Bakanlığının kayıtlarında bu kilisenin M.S. 850 – 950 yılları arasında yapılmış olabileceği bildirilmektedir.


 Balkan Vadisi ve Kiliseleri

 Balkan vadisi Ortahisar kalesinden İbrahimpaşa köyüne kadar uzanan, içersinde kiliselerin yanı sıra güvercinlikleriyle de farklı bir ortam yaratır. Yazın suların çekilmesiyle birlikte bölgeye gelen yerli ve yabancı turistler için ister yaya olarak ister at sırtında vadiyi gezmek mümkündür.

 Vadinin içinde birbirine yakın kayalara oyularak oluşturulmuş iki kilisenin karşısında üçüncü bir kilise daha vardır. Bu kilise koni biçiminde tek kayaya yapılmıştır. Ancak çıkış yolu eşikleri erozyon etkisiyle kaybolduğundan ulaşılması zahmetlidir.

 Bu vadideki kiliseler iki kademede inşa edilmişlerdir. Bunlardan alt kademede olanı, doğal etkenlere daha fazla direnememiş, yıkık durumdadır. Bir kısmı kubbeli haçın sadece kuzey kanadı sağlam kalabilmiştir. İlgisizlik, bakımsızlık devam ederse o kısmın da kısa sürede tamamen yok olması kaçınılmazdır.  Kilisenin üst kademesinde ise düz tavan ortasında profilli konsol üzerine oturan küçük bir kubbe yükselir. Zemininde oyma sanduka mezarlar bulunması, bu kısmında bir azizler mezar şapeli olduğunu düşündürmektedir.

 Kilisedeki süslemelerde beyaz zemin üzerine kırmızı, yeşil ve sarı renkler kullanılarak birbirlerine  ilmiklenen büyük ve küçük madalyonlar, daireler ve bitkisel dolamalar nakşedilmiştir. Ayrıca kiliselere yakın yerlerde diğer oyma mekanların çokça bulunması buranın da bir manastır külliyesi olduğunu göstermektedir.

 Kepez Kiliseleri (Sarıca Kilise)

 Yörede hakim rengin sarı olması nedeni ile “Sarıca Kilise” de denen Kepez Kiliseleri, Ortahisar'ın güney  doğusunda, kasabaya yaklaşık 4 km uzaklıktadır. Kasaba halkının Kepez mevkisi olarak adlandırıldığı mevkide bulunduğundan o adla anılıyor. Kepez Kiliseleri, Kepez vadisi düzlüğünde ikisi aynı kayalıkta diğerleri birbirinden bağımsız kayalıklarda bulunmaktadır.

 İki kilise, büyükçe bir kaya kütlesinin içine oyularak yapılmış olup biri alt, diğeri üst kademededir. Ne yazık ki bu kayalığa yıldırım isabet etmesi sonucu kaya ortadan ikiye ayrılmış olduğundan kilise büyük tahribat görmüştür. Bu kilisenin bulunduğu kayalığın karşısı, yaklaşık 70 mt güney cephesinde tek başına dikili duran koni biçiminde başka bir kaya bulunur. Bu kayaya da yine aynı yöntemle yapılmış bir kilise daha vardır, bu kilise şapel biçiminde inşa edilmiş olup kilisenin yakınında yer altına oyularak yapılmış dikdörtgen planlı, muhtemelen toplantı salonu veya sığınak olarak kullanılmış büyükçe bir salon ve ona bağlı olarak muhtemelen yemekhane olan başka bir mekan bulunur. Etrafta bulunan irili ufaklı diğer kayalıklara yapılmış diğer mekanlar ise muhtemel yerleşim yerleridir. Bu üç kilise ve çevresindeki yerleşim yerleri buranın büyük bir manastır külliyesi olduğunu düşündürmektedir.


 Fırkatan Kilisesi (Aynalı Kilise)

 Fırkatan ya da Aynalı adıyla anılan bu kilise Ortahisar Kasabasının 1 km kuzeyinde Göreme yolu üzerinde Göreme'ye 500 mt mesafededir. Kilisenin yapılışındaki mimari farklılık buranın üst düzey önemli kişilerin barınağı olduğunu düşündürmektedir. Sıkı korunmak için yapılan taş kapılardan ve gizli geçitlerden geçilerek üst katlara çıkılır. Mutfağı, erzak depoları, tehlike anında sığınak olarak kullandıkları mekanları ve o mekanlara ulaşmak için yapılmış bulunan gizli tünel geçitler, bu geçitleri kapatan tınaz taşları gibi yerlerin burada bulunması, yaşayan kişilerin önemini ve sıkı korunmuş olduğunu düşündürür. Kilise zemin yerleşim yerleri ise üst kattadır. Kilisede sade kırmızı renk boya ile boyanmış bazı geometrik şekiller dışında başka resim yoktur. Kiliseye bitişik, mühtemelen dini seramonilerde kullanılan büyükçe bir salon vardır. Seramoni salonu bu kilisenin yöredeki diğer kiliselerden farklı bir konumda olduğunu düşündürmektedir.

 Bu yapı ve kilisenin Kapadokya'nın adliye sarayına yakın bir yerde olması ve başka yerde bulunmayan bu derece sıkı korunma düzeni, burada yargıç veya o düzeydeki kişilerin oturmuş olabileceğini düşündürmektedir. Özel itina gösterilerek yapılmış değişik bir mimari tarzı bulunan bu yerin, hangi yüzyıldan kalma olduğu araştırılmamıştır.

 Kızılçukur Vadisi

 Kızılçukur, özellikle akşam üstü, günbatımına yakın çok etkileyici bir manzara sunuyor. Derin, kıvrımlı ve yamaçları kırmızı renkli vadiye akşam güneşi vuruyor, oturup seyre dalıyorsunuz, renkler her dakika değişiyor. Dünyada günbatımının en güzel seyredildiği yerlerden biri olan Kızılçukur Vadasi'nde güneş peribacaları ile birlikte eşsiz bir manzara sunuyor. Güneşin son ışıklarını seyretmek isteyen yerli ve yabancı turistler bu keyfi hiç unutamıyorlar. Kızılçukur vadisinde doğa harikası peribacaları ve güneş birbirlerine çok yakışıyorlar. Bölgeye gelen yerli ve yabancı turistler vadide bulunan yürüyüş yollarını çokça kulanmakta, vadi içersinde yürüyüş yapmak, bisiklet veya at üzerinde vadiyi gezmek mümkün.

 Üzümlü Kilise (Aziz Nichitas Kilisesi)

 Kilise, Kızılçukur Vadisi'nin girişinde yürüyüş yolu üzerindedir. Üzümlü Kilise'nin bulunduğu peribacası keşişlerin yaşadığı manastır kompleksi gibi oyulmuştur. Kilise, peribacasının alt kısmında yer alır. Üst kısımda ise tavanında  kabartma  haç olan kabartma bir tavan yer almaktadır. Kilisenin ithaf yazısında Stylite Nichitas'a ait bir yazıt buunduğundan 7. veya 9. yüzyıla ait olabileceği düşünülmektedir.

 Doğal Soğuk Hava Depoları

 Ortahisar kasabasının en önemli geçim kaynağı narenciye depolanmasıdır, kasabanın hemen hemen her yerinde rastlayabileceğiniz mağara görünümlü depolar önceleri bölgedeki kayaların tüf oluşumunun verdiği kolaylıkla  kazma kürekle oyulmuş, daha sonraları ise teknolojinin gelişmesiyle birlikte  makinalaşarak kasabanın içersinde  muhtelif yerlere yayılmıştır. Bu depolarda bahar mevsimiyle birlikte Akdeniz bölgesinde toplanan narenciye ürünleri kamyonlarla kasabaya nakledilerek bu depolara yerleştirilir. Burada depolanan narenciye ürünleri yaz mevsiminde   ülkemizde ve yabancı ülkelerde satışa sunulur. Narenciye ürünleri depoya konulduktan sonra beklediği süre içersinde ortamda bulunan nem ile birlikte olgunlaşı ve sulanırlar. Depoya konulan 17 – 18 kg lık bir limon kasası Temmuz ayında tartıldığında 21 – 22 kg gelebilmektedir. Depolarda sonbahar – ilkbahar döneminde ise Nevşehir bölgesinde yetişen patatesler depolanır ve ülkenin çeşitli illerine buradan gönderilir. Depoların sıcaklık derecesi yaz – kış sabit olma özelliği ile 11 derecedir. Bu da depoların doğal bir klima olduğunu gösterir.

20 Şubat 2016 Cumartesi

Nevşehir'de yeraltı şehri çalışmaları

 Dünyanın herhangi bir yerinde paha biçilemez tarihi turistik değerlere sahip bir bölgede lalettayn kazı, inşaat vs yapılabilir mi? Bu olay dünyada sadece Türkiye'de olur, Afrika'nın gelişmemiş ülkeleri de dahil olmak üzere dünyanın başka hiç bir yerinde olmaz. Nevşehir'in merkezinde küçük bir tepe vardır, tepenin en üst bölümünde de Nevşehir kalesi vardır. İşte bu alanda TOKİ toplu konutlar yapmak için bölgede bulunan evleri yıktı, tam inşaatlar için kazıya başlayacaklarken aaa, o da ne, o tepenin içinde muhtemelen Kapadokya bölgesinin en büyük yer altı şehri ile karşılaştılar. Şu ana kadar Kapadokya'da bilinen en büyük yer altı şehri olan Derinkuyu Yeraltı şehri bile Nevşehir merkezde bulunan yeni yeraltı şehrinin yanında küçücük kalır deniyor. Allahtan inşat çalışmalarını durdurdular da muhteşem yer altı şehri yok olmaktan kurtuldu. Şu an itibariyle yeni yeraltı şehrinde temizleme çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki bir kaç yıl içinde turizme kazandırılacağı düşünülen yerlatı şehri Kapadokya bölgesinin en büyük ve en önemli yeraltı şehri olacaktır. Kapadokya bölgesinin turizm gelirinden çok fazla bir pay alamayan Nevşehir merkez de bundan sonra turizm gelirlerinin artacağı düşünülmektedir.

7 Şubat 2016 Pazar

Kapadokya beyaza büründü

Her mevsim bir başka güzel olan Kapadokya, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte yağan karın etkisiyle beyazlara büründü. Dün akşam saatlerinde başlayan kar yağışı Peribacalarına ayrı bir güzellik katarak gelin gibi beyazlara bürünmesine neden oldu. Kartpostallık görüntülerin gözlemlendiği Kapaokya bölgesinde özellikle Uçhisar ve Ortahisar'ın bembeyaz karın altındaki görüntüleri turistlere eşi benzeri olmayan fotoğraflar ve selfieler çekme fırsatı sundu. Her yıl 2.5 milyon turistin geldiği Kapadokya'nın özellikle Uçhisar, Göreme, Avanos, Zelve ve Paşabağı bölgeleri turistlerin en çok tercih ettikleri bölgeler olmaktadır.
Uçhisar

17 Ekim 2015 Cumartesi

Kapadokya uluslararası fotoğraf yarışması

 Bu yıl altıncısı düzenlenecek olan Uluslararası Kapadokya fotoğrafyarışması için yerli ve yabancı olmak üzere toplamda 694 fotğraf sanatçısı başvuru yaptı. Hem amatör hem de profesyonel yarışmala açık olan 6. Uluslararası Kapadokya Fotoğraf yarışmasının amacı özgün sanat değerlerinin ortaya çıkarılması ve toplumla paylaşılması olarak düşünülmektedir.

 Yarışmaya katılmak isteyen sanatçılar fotoğraflarını http://www.tfsfonayliyarismalar.org/ sitesine yükleyerek yarışmacı olmaya hak kazanmışlardır. Yarışma sonucunda birinci seçilecek eserin sahibine altın madalya, ikinci seçilecek eserin sahibine gümüş madalya ve üçüncü seçilecek eserin sahibine bronz madalya verilecektir. Ayrıca üç yarışmacıya da mansiyon ödülü verilecektir. Yarışma sonucunda sergiye değer bulunan otuz adet eser seçilerek eser sahiplerine eser başına 150 TL ödül verilecektir. FIAP en iyi fotoğrafçı ödülü ise en fazla eseri sergilenen  sanatçıya verilecektir.

Kazananlara ödülleri 27 Kasım 2015 günü yapılacak bir törenle verilecektir.
Kapadokya uluslararası fotoğraf yarışması

6. Nevşehir Belediyesi Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda dereceye giren fotoğraf sanatçılarına ödülleri, 27 Kasım Cuma günü düzenlenecek sergi ile birlikte tören ile verilecek.

KUL HAKKI YEME, OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> http://www.haber50.com/nevsehir/6-uluslararasi-fotograf-yarismasi-icin-694-basvuru-yapildi-h118460.html

Haber50 - Nevşehir Haber
6. Nevşehir Belediyesi Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda dereceye giren fotoğraf sanatçılarına ödülleri, 27 Kasım Cuma günü düzenlenecek sergi ile birlikte tören ile verilecek.

KUL HAKKI YEME, OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> http://www.haber50.com/nevsehir/6-uluslararasi-fotograf-yarismasi-icin-694-basvuru-yapildi-h118460.html

Haber50 - Nevşehir Haber
6. Nevşehir Belediyesi Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda dereceye giren fotoğraf sanatçılarına ödülleri, 27 Kasım Cuma günü düzenlenecek sergi ile birlikte tören ile verilecek.

KUL HAKKI YEME, OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> http://www.haber50.com/nevsehir/6-uluslararasi-fotograf-yarismasi-icin-694-basvuru-yapildi-h118460.html

Haber50 - Nevşehir Haber

2 Ağustos 2015 Pazar

Kapadokya peribacalarının oluşumu

Kapadokya'da, dünyanın başka hiç bir yerinde bulunmayan doğal şartların oluşturduğu peri bacaları yörenin eşsiz görünümünü oluşturur. Kapadokya'nın coğrafi yapısı olan peribacaları doğanın jeolojik yapıyı şekillendirmesiyle ortaya çıkmıştır. Doğa önce bölgede bulunan Erciyes, Hasandağ ve Melendiz yanardağlarından lav ve tüf fışkırtarak bölgeyi volkanik bir örtü ile örtmüş daha sonra ise su ve rüzgarın gücü ile günümüzde hâlâ süregelen aşınmalar yoluyla günümüzde peri bacaları olarak bilinen yapıları ortaya çıkarmıştır. Daha sonra da insan faktörü devreye girmiş, doğa ananın şekillenmeye hazır bir hamur gibi sunduğu yapıları zaman zaman gökyüzüne doğru, zaman zaman da yeraltına doğru oyarak şekillendirmiş ve yeni yaşam formları ortaya çıkarmıştır. Gökyüzüne doğru uzanan en etkileyici yapı Uçhisar kalesi, yeraltına doğru inen en etkili yapı ise Derinkuyu yeraltı şehridir.
Kapadokya Peribacaları

17 Aralık 2014 Çarşamba

Kapadokya kırkgöz yeraltı şehrine turist akını




Kapadokya Kırkgöz Yeraltı Şehri


Kapadokya bölgesinin en ilginç tarihi mekanlarına sahiplik yapan Aksaray ilinde her yeni gün yeni bir tarihi eser ortaya çıkartılıyor. Bunların en önemlileri hiç kuşkusuz ki Kapadokya bölgesinin en karakteristik yapıları olan yer altı şehirleri. Son olarak Aksaray merkez ilçeye bağlı Saratlı kasabasında ortaya çıkarılan  yedi katlı Kırkgöz yeraltı şehri her geçen gün daha fazla turist çekmeye başladı. Yedi katının sadece dört katı ziyarete açık olan Kırkgöz Yeraltı şehri 2013 yılında yaklaşık 160.000 yerli ve yabancı turisti konuk etti. Kapadokya bölgesindeki yer altı şehirlerinin tüm karakteristik özelliklerini taşıyan Kırkgöz Yer altı şehrinde de çeşitli sığınaklar, yaşam alanları ve gizli geçitler bulunmaktadır. İlk yapılış amacının vahşi hayvanlardan korunmak olduğu düşünülen Kapadokya yer altı şehirleri ilk Hristiyanlar döneminde yörede Hristiyanlığı kabul eden toplulukların Roma askerlerinden saklanmak için yerlatı şehirlerini genişlettikleri ve güvenlik amacıyla çeşitli sığınaklar, gizli geçitler ve sürgü kapılar yaptıkları düşünülmektedir.
2002 yılından itibaren Kırkgöz Yer altı şehrinin turizme açık olduğunu belirten Saratlı Belediye Başkanı Nedim Uğuz, Kırkgöz Yer altı şehrini ilk yıl sadece 17.000 kişinin ziyaret ettiğini, her yıl artarak 2013 yılında 163.000 kişiye ulaştığını ve yıllık hedeflerinin 300.000 kişi olduğunu belirtti.

11 Aralık 2014 Perşembe

Kapadokya'da Kasım ayı turizmi



 Nevşehir Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, Kasım ayında Kapadokya Bölgesi'ndeki müze ve ören yerlerini 161 bin 873 kişinin ziyaret ettiğini açıkladı, Lonely Planet tarafından dünyanın en iyi turizm destinasyonlarından biri olarak seçilen Kapadokya, tüm dünyadaki gezginlerin en gözde seçeneklerinden biri olma özelliğini her geçen gün pekiştirmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü'nün izni ve onayı ile Rusya Federasyonu'nda faaliyet gösteren Nauka 2.0 TV kanalı, Çin'nin devlet kanalı CCTV, China Southern Airlines temsilcileri, TRT'nin 5 ayrı çekimi, 4 Türk özel kanalındaki program ve dizilerin çekimi de Kapadokya Bölgesi'nde gerçekleştirildi. Hiç kuşku yok ki bu tanıtım faaliyetleri Kapadokya bölgesinin hem yurt içinde hem de yurt dışında bilinirliğini artırarak daha fazla turistin Kapadokya bölgesini tercih etmesini sağlamaktadır. Kış aylarında çok daha güzel ve çekici olan Kapadokya peri bacaları üzerlerine yağan kar ile daha da büyülü bir görünüm kazanmakta ve fotoğraf meraklıları için de vazgeçilmez bir görüntü vermektedir.

Kapadokya Peri Bacaları